Karar yazarı İbrahim Kahveci, fon krizi üzerinden iktidara İBB davasını hatırlatarak, “Turpun büyüğü heybede dedikleri şeyi gördük. Yakın tarihimizin en büyük turpu fonlardan çıktı. Mesela sadece ve sadece Destek Finans hissesinde foncular daha şimdiden 315 milyar 7334 milyon lira kaybetti bile. Asrın yolsuzluğu diyerek asrın zulmünün yaşandığı İBB davasında yolsuzluk dedikleri ama daha tek kuruş bulamadıkları iddialar ise 170 milyar lira. Bunun da 60 milyar lirası ‘o yerin altında maden vardı, çıkartılsaydı bu kazanç elde edilirdi” hikâyesi” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Ocak 2025 tarihindeki konuşmasında, muhalefetin CHP’li belediyelerle ilgili iddialara cevap vermediğini belirterek, “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede” dedi ve yargı sürecine bir gözdağı olarak yorumlandı. O dönem tutuklu olmayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Erdoğan’ın sözlerinden 10 gün sonra Saraçhane’deki İBB binasında “Turpun Büyüğü” başlıklı bir basın toplantısı düzenleyerek, belediyelere yönelik soruşturma dosyalarına hep aynı bilirkişinin görevlendirdiğini söyleyerek isim verdi. Devam eden süreçte yalnızca birkaç at içinde İmamoğlu ve çok sayıda CHP’li belediye başkanı tutuklandı.
Karar yazarı İbrahim Kahveci de “İlahi adalet işaret mi veriyor?” başlıklı yazısında, “asıl turpun AKP’lilerin de isminin geçtiği fon krizi olduğunu” ifade ederek, İBB davasında yaşananlar üzerinden eleştirilerde bulundu. Kahveci’nin yazısındaki ilgili bölüm şöyle:
“Turpun büyüğü heybede dedikleri şeyi gördük. Yakın tarihimizin en büyük turpu fonlardan çıktı.
Mesela sadece ve sadece Destek Finans hissesinde foncular daha şimdiden 315 milyar 7334 milyon lira kaybetti bile.
Devamı da geliyor.
SPK verilerine göre ‘Foncu Çocukların’ kümülatif borsa zararı 5 trilyon 452 milyar lira; ya da dolar bazında 121 milyar 253 milyon dolar.
Halka açık kısımdan doğrudan yatırımcıların zararı ise 2 trilyon 240 milyar lira; veya 49 milyar 872 milyon dolar.
Asrın yolsuzluğu diyerek asrın zulmünün yaşandığı İBB davasında yolsuzluk dedikleri ama daha tek kuruş bulamadıkları iddialar ise 170 milyar lira. Bunun da 60 milyar lirası “o yerin altında maden vardı, çıkartılsaydı bu kazanç elde edilirdi” hikayesi.
İnsanların eşleri, çocukları gözaltına alınıp “itirafçı ol” denildi. Tarihte görülmedik zulüm. Veya “şu kağıdı imzala, yoksa eve değil kodese girersin” şekliyle alınan itiraf dedikleri iftiralar.
Savaşta bile uygulanan dokunulmaz kutsal ne varsa İBB Davasında muhalif tutuklulara uygulandı. O nedenle asrın yolsuzluğu denilen dava bazı işaretler veriyor.
***
Bu davanın ilk başladığı günlerde söyledim: Ben ‘17-25 Aralık AK Parti Yolsuzluk’ davasında ortaya çıkan ayakkabı kutularına da bakmamıştım. Çünkü FETÖ orada yolsuzluk adı altında siyasi emelini gerçekleştiriyordu.
Aynı yaklaşımım İBB davasında da geçerli. Bu sefer iktidar yolsuzluk iddiası adı altında siyasi hesabını görüyor…
Görüşüm bu.
İyi de bu görüş sadece benim değil; piyasaların görüşü de bu şekilde. Gerçek bir yolsuzluk iddiası ve yolsuzlukla mücadele olsaydı 60 milyar dolar ülkeden neden kaçar ki? Yüzde 38’lerde dolaşan tahvil faizleri yüzde 51’lere neden çıkar ki?
Kuyu tipi cezaevine atılanlara mı bakacağız yoksa evinden çok çok uzaklara kelepçeli sevk edilen kadınlara mı?
Ne dramlar yaşandı İBB davasında biliyor musunuz? Evladından koparılan anneler, kızının kokusunu alamayan babalar…
İsnat edilen suç gerçek olsa dahi yatarını geçmiş tutuklulara bir şey diyen var mı? Evinin 3 kuruşuna baktığı halde emekli maaşı bile dondurulanlar ne oldu? Maddi imkansızlık nedeniyle evladının okumasını kesenler…
Diyorum ya, İBB davasına insani gözle baktığınızda savaşlarda bile uygulanmayan uygulamaları görebiliyorsunuz.”
( ALINTI www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kahveci/ilahi-adalet-isaret-m… )